Posts Tagged ‘Yobaz’

Erdoğan’ın promteri

Şubat 4, 2012


Malum gündemde Erdoğan’ın şu “Dindar bir gençlik yetiştirmek istiyoruz… Ateist bir nesil yetiştirmemizi mi bekliyorsun?” diye serzenişi var muhalefet partisine. Üstelik bunları bir promterden, hece hece, sindirerek okuyordu.

Önce yukarıdaki cümleyi söyledi sonra “Millet yargıya el koydu” ve “Yargı temizleniyor” palavrasından sonra da tutuklu gazetecilere saldırıp işi yazar Paul Auster’e getirip “Cahillikle” suçladı. İşte bütün bunların hepsini kendisini koskoca başbakan olarak niteleyen Erdoğan’a promter söyletti.

Eğer ileride ülkenin adı RTE olmazsa (ki olma ihtimali yok demeyin), ya da Erdoğan adına bir müze açılırsa kesinlikle o müzede Erdoğan’ın promteride yer almalıdır.

Müzenin giriş bölümüne de şunu yazmalılar “Despot sistemlerin 21. yy’da yaşayan büyük kurucusu, halkına seslenirken bütün konuşmalarını şu promterden yapıyordu” ibaresi yer almalıdır.

Öyle ya tam dokuz (9) yıldır söylüyoruz da, anlamıyorlardı diyeceğim ama birileri ısrarla anlamamak için yine caba sarf edecek. Ya da kendilerini aptallığa vuracaklar. Aptallığa vurmak! Hakikaten iyi bi’cümle çıktı ortaya. Neyse…

Kimse bizi doğrulamazsa bile Erdoğan bunu yapıyor zaten, kendisine kocaman bir teşekkür…

Nasıl mı(?) Örneğin bildiği bilmediği şeyler üzerine ahkâm kesiyor. İkinci bir örnek, başbakan kendisinin Tanrı’nın yeryüzünde ki gölgesiymiş gibi bir davranış içine girdi. Gerçi öyle bir tanım yapıldı mı birileri tarafından bilmiyorum ama hazır WikiLeaks Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’nun birlikte hazırladıkları “Sızıntı” kitabıyla yine gündeme geldi es geçmeyeyim (kitabın yayımlanmamış belgeleri şuan Aydınlık gazetesinde yayımlanmaya başladı), raporun en can alıcı kısmında Erdoğan’ı iyi tanıyan biri Amerikalılara onu şöyle özetlemiş, (bu kişi acaba Emine Erdoğan olabilir mi diye düşünmeye başladım) “Tayyip Allah’a inanıyor, ama Allah’a güvenmiyor…”

Amerikalıların tespitine göre, “Her ne kadar atıp tutuyor ve gürlüyorsa da gücünü kaybetmekten korkuyor.” Korkuyor ama bizimkisi sinirlerine hakim olamıyor bir türlü… Kızıyor, argoya vuracak cümleleri ama zor tutuyor kendini, bütün konuşmalarında çemkiriyor. Konu dindarlık ve Müslüman olmaksa, Müslüman olmanın bambaşka şartları, yönleri, biçimleri var.

Sadece ezan okunduğu için hırsızlık yapamayan yavşaklar ya da Cuma günleri hırsızlığını askıya alanlar, onbir (11) ay boyunca çalan ama Ramazanlarda köşesine çekilen ve sadece Allah’ı o gün aklına getiren diğer yavşak hacı – hoca takımını ne yapacağız?

Malumdur Erbakan 25 kez Hac’a gitmiştir, Abdullah Gül ile birlikte yargılandığı kayıp trilyonların hesabını vermemek için her türlü küçük burjuva ayaklarını denemiştir, nihayetinde A. Gül cumhurbaşkanı olup, hocasını affedince kendisinin de yargılandığı davayı otomatikman sumen altı yapmıştır. Şimdi farklı yollardan aynı şeyi yüzyılın hırsızlık davası olan Deniz Feneri’nde yapmaya çalışıyorlar.

Din dâhil(…)
Ama başbakan ve adamları geceli gündüzlü din bezirgânlığı yapıp gündem oluşturup, daha sonrada uygulamaya geçiyor. Örneğin 19 Mayıs senkorize ve eşgüdümlü hareketler içerdiği için faşizmi çağrıştırıyormuş, peki ya namaz kılmak ne oluyor, o da eşgüdümlü ve senkorize hareketler içermiyor mu?

Ya Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullara genelgesini nereye koyacağız, genelgede veliler, öğretmenler ve öğrenciler dinimizi iyi bilsinler ve öğrensinler diye umreye gideceklermiş, ya da THY bundan sonra bütün uçak seferlerinde yolculara Kur’an dinletilecekmiş…

Gerçekten kimsiniz siz, kim veriyor size bu hakkı, neyin nasıl olacağı ya da kimin neyi nasıl düşüneceğine siz mi karar vereceksiniz, ya başkalarının istekleri ve istedikleri, onları nereye koyacaksınız? Sizin buyruğunuzu kabul etmeyenlere ne yapacaksınız, idam mı edeceksiniz, yoksa şeriat kurallarınca mı yargılanacak bundan sonra herkes?

Reform derken bundan mı söz ediyor ya da E. Ü. Tahran’ında dediği gibi medya ve sivil toplumu kontrolü altına aldığını, sendikaları lağvettiğini, cinayetlere göz yuman derin devlet polislerini terfi ettirdiğini gizlemek için bizimi kandırıyor başbakan.

“Dindar bir gençlik yetiştirmek istiyoruz…” diyor ya başbakan. Örneğin başbakan gibi olmamak ilk şart… İkinci şart illa da dindarlıktan dem vuruyorsa başbakan bu işi başka yerlerde yapacak (örneğin medreselerde) o koltukta oturmayacak, devletin görevi ve zorunlulukları özgürlüklerin önünü açmak, devlet iyilik yapmaz iyi olmak zorundadır.

O yüzden zavallı başbakanın dini az bildiğine inanlardan biri de benim, dindar demek inancını ve hayatını ona göre yaşayan kişi demek değil mi?

Öyleyse önce yaşadığı şavşatalı hayatına bi’baksın, sonra konuşsun hatta mümkünse hiç konuşmasın bu daha makbuldür.

Çalıştığım iş yerinde aklıma nereden nasıl geldiyse patronuma söylemiştim burada da söyleyeyim: Din dâhil, bütün ibnelikler zenginlerin aklından çıkmıştır…

Doğrudur!

Reklamlar

Var oluşçu pezevenkler!

Aralık 9, 2011

Kabul ediyorum, ülke normalde de çok karışık, şuan daha da karışık gibi ve karışacakta. Evet, belki de tarihinde görülmemiş bir şekilde bir oyun oynanıyor, kabul ediyorum. Çok büyük oyunlar oynandığı muhakkak, hem de emperyalizmin bilinen ayak oyunlarına yakın bilindik oyun, uyunana aşk olsun. Öyle ya başbakanımızın alnı secdeye varıyor, namaz kılıyor. Daha neyi dert ediniyoruz.

Sonuçta iktidarın vermiş olduğu mukaddes güç, AKP’yi muktedir kıldı. Tayyip’e padişahlığı yakıştıranlar Tayyip’i artık çok farklı yere koyuyor. Tanrı ötesi bi’şey, seçilmiş kişi falan muamelesi yapılıyor şuan kendisine. O bu değil, halis muhlis Türk İslam şeyi işte.

Sıralama yapıyorum: bunlardan birincil isim elbette Egemen Bağış denen zatla birlikte, Ali Babacan, Davutoğlu ve yılanın başı gibi görünen BOP eşbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kliği ile birlikte İngiliz gülü Abdullah’tır. Elbette asıl kral ve kraliçe durumundaki kişi Fethullah kliği asal olarak bu pisliğin başını çekmektedir. Öyle ki Fethullahçı cenah var oluşçu pezevenkler tanımını hak etmektedir.

Öyle ya herkes çeşitli tezler sıralıyor; kısaca anımsayalım. Birinci ve en doğrudan tez şu: futbol camiasındaki dengeleri bozmak, oluşan çatlaklara yerleşmek için büyük bir hamle gerekti, şimdi şike cezalarının indirilmesi, ardından tutuklu bazı isimlerin salıverilmesi ihtimalinin ortaya çıkması, cemaat “operasyonunun” yarım kalması endişesi yaratı.

Birincil örnek Serdar Turgut denen ipne… Kendine bakmalıdır.

İkinci tez, bir öncekinin üzerine bir adım daha atıyor ve işin içine Ergenekon, Balyoz, KCK gibi davaları, tutuklu milletvekilleri gibi boyutları katıyor. Kabaca, şike soruşturmasından tutuklananların salıverilmesi diğer davalar için de emsal olacak; cemaat AKP’nin bu davalarda da geri adım atmasından çekiniyor fikri ortaya atılıyor.

Üçüncüsü de, benzer şekilde, ikincinin bir devamı gibi… Yüzde 50 oy, üzerine seçim sonrasında düzen muhalefetini hırpalamakta gösterilen başarı, AKP’de kendisini bu noktaya taşıyan iddialardan uzaklaşma eğilimini güçlendiriyor, Emre Uslu, örneğin, internetten “yeni anayasa umudum kalmadı” yollu şakımalar yayımlıya biliyor. Planın arkasındaki Arınç argümanlarını katmıyorum, Erdoğan’ın başkanlık ya da cumhurbaşkanlığı hülyalarının Gül’ün “psikolojisi” üzerindeki etkileri vesaire de bi’yana. Bunlar sıralanıyor ve bir fısıltı halinde “Erdoğan sonrası AKP ne olacak” sorusu dillendiriliyor. Sikimizde değil, umurumuzda da.

İç içe geçen bunca şey, bazıları düpedüz saçma gibi görebilir, örneğin 2. Cumhuriyet’in payandalarını düzenin bütün kritik kurumları içerisine yerleştirmek olan bir siyasi hareketin, yeni rejimi tesis ettikten sonra futbol gibi hayli kritik bir alanda neden frene basmak isteyeceğinin yanıtı yok.

Öyleyse? Emperyalizm!

Çünkü biliniyor ki emperyalizm son çeyrek yıldır din üzerinden saldırıyordur (ve) fakat dün milliyetçilik etkisini ön plana sunuyordu. Günümüz döneminde ise Müslüman toplumunun dini değerlerini suiistimal eden var oluşçu pezevenkler artmakta, bırakın vatanı, arsayı bile kişisel duygularından dolayı Afrika’da bile görülmemiş bir politika yürütülmekte ve başını da FBI çiftliklerinde, CIA’nin kucağında Suudi Arabistan’a girmesi yasak olan ve Arap anayasasınca idam edilecek ve de her şeye ağlayacak bir var oluşçu pezevenkimiz var: adı da Fethullah Gülen!

Bilin istedim: hesaplaşacağız!