Posts Tagged ‘Yıl’

TKP ve 90. yıl üzerine

Nisan 9, 2011

Türkiye Komünist Partisi (TKP), 27 Kasım / Cumartesi günü İstanbul – Abdi İpekçi Spor Salonu’nda ‘Hiç boyun eğer mi insan!’ başlığı altında TKP’nin 90. yılı etkinliğini gerçekleştirdi…

Daha önce şurada ‘Suni dengeyi bozmak için’ başlıklı yazıda da belirttiğim üzere ‘TKP’nin 90. yıl kutlamaları’na katılacağımı belirtmiştim, benim için 24 saatlik bekleyişti bu yüzden hep birlikte gidip – geldik. . Hoş oldu, TKP’li dostlar yol boyunca kolektif bir ruhla türküler ve marşlar okudular, yiyeceklerini – içeceklerini paylaştılar. Aynı ruh salona da hâkimdi… Zira katılımcılarla birlikte, organizasyonu büyük bir disiplinlikle gerçekleştiren partililerin heyecanını da katmak gerekiyor buna. TKP kurucusu Mustafa Suphi, Nâzım Hikmet, Deniz Gezmiş gibi Türkiye Sosyalist Hareketi’nin önemli isimlerinin dev posterleri salonun girişinde bulunuyordu, anlamlı bir görüntüydü. Salonda ise, parti bayraklarının yanında kararlılık ve kitlelerin disiplini ön plandaydı.

Daha önce gerçekleştirilmemiş ve 4 saati bulan bir etkinlikti. Her ne kadar biz gecikmeli olarak salona girsek de pek bir şeyi kaçırmadık diyebilirim. Tiyatrosal etkinlikleri pek beğendim, şiir ve müzik dinletilerini de, ayrıca partili konuşmacıların ‘Devrimci ve sosyalist birleşik bir cephe’nin örülmesine yapılan vurguda oldukça önemliydi. Sanatın diliyle anlatılan bir öyküydü 90. yıl etkinlikleri. Güncel siyasal gelişmeler, cepheleşme çağrısı ve 90. yıl tezlerinin ele alındığı ve dağıtılan ‘90. yıl tezleri’ broşürleriyle, sınıf mücadelesinin görevlerine vurgu yapılıyordu, tespitler oldukça olumluydu… Özetle TKP, (SİP sürecinden) TKP’ye olan evirilme sürecine (yani 2010 yılı) olan zamana kadar, kendini yeniden gözden geçirmiş, tamda düşündüğüm gibi Kemalist eleştiriyle birlikte, Cumhuriyet olgusuna bugün neden sahip çıkılması gerektiğine dair ciddi değişikliklerin / tahlillerin kavranmasını yapmıştı ve kanımca bu vurgu olumluydu. Zira, bu tabir yerindeyse Mao’nun deyimiyle ‘2000 fersah yolu kat etmek için, oturduğun yerden doğrulman yolu yarılama anlamına gelir’ sözünü anımsattı…

Burada altını çizmek istediğim şey, etkinlik dönüşü O. arkadaşla (burada kişi isminin sadece baş harfinin verilmesi -ilegallitiden çok- kişiye saygıdan dolayıdır) yüzeysel konuşmalarımız-tartışmalarımız-sohbetlerimiz boyunca Kemalizm tartışmamızda ana unsur İbrahim Kaypakkaya’nın Kemalizm’e dair eleştirileri Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan nezdinde ana hatları (koşullardan dolayı yetersiz de olsa) üzerinden olmuştu, bu yüzden altını çizmek istediğim şey, Öcalan’ın Kenya’da CIA ve MOSAD işbirliğiyle ele geçirilmesinden sonra ilk tahlilleri ‘Kemalizm’in yeniden tanımlanması’ hatta (hatırladığım kadarıyla) ‘M. Kemal’in eli öpülecek biri’ olduğuna dair yazılarına da vurgu yapmak ve 1991-’92 sürecine baktığımızda (92–93 Newroz’unda ateşkes kararı alan ve bayrağından orak-çekici ile birlikte Marksizm’i terk eden PKK’nin) ve BDP’nin bugün için CHP ile ‘Sol blok’ çağırı ya da bunu bile dillendirmesi, düşünüldüğünde Öcalan’dan daha da ileride olduklarını hem düşündürdü hem de bunun yanında ‘TKP Kemalist’tir’ sözünün altı doldurulmayan bir kara çalma olduğunu gösterdi. Çünkü böylesi bir izlenime kapılmadım, hatta Öcalan’ın son tahlillerinin bazen o methiyeler dizdiği AKP politikalarına bazen de ‘AKP, Hizbullah’ın resmi biçimidir’ gelgitlerine karşın daha tutarlı daha sağlıklı olduğunu söylemek gerekiyor.

***
Emperyal politikalara ver yansın eden, sızlanan bir yandan da Kürtleri kast ederek ‘Bizim içimize milliyetçi unsurları İsrailliler sokmuştur’ tespitini unutup, ‘Amerika’da İsrail’de ortak düşmanımız Türkiye’ye karşı bizimle işbirliği yapmalıdır’ sözünü dillendiren Murat Karayılan ve Öcalan’a rağmen, TKP’nin 90. yıl çıkışı Marksist’tir.

***

Son olarak bütün bu çıkmazlara rağmen Marksizm ve Leninizm’in bilimsel ve o yüce ideolojisi, Türkiye’nin bağımsızlığının ne kadar önemli olduğunu, Türkiye devrimcilerinin biricik hedefinin ‘Bağımsızlık mücadelesi’ olduğunu göstermiştir…

Bağımsız ve sosyalist bir Türkiye için Kürtlerin ortak ve gönüllü birlikteliği Türkleri, Türklerin samimi ve devrimci bağımsızlık mücadeleleri de, Kürtleri özgürleştirecektir… Sosyalizm bir zorunluluktur, sosyalizm bunu emrediyor. . Lenin’in ‘Öncü Parti’ teorisiyse şuan için hiç bir şekilde legalizm ve illegallizm kanadıyla uyuşmuyor, uyuşmuyor ama kim bilebilir (?) TKP’nin ‘Cepheleşme çağrısı’ belki o ‘Öncü Parti’yi yaratmada 2000 fersah yolu kat etmekte yolun yarısını ifade ediyor da olabilir…

Bunu süreç belirleyecek!

Yine de sıkca dillendirilen TKP’nin, komünist olma, parti içinde parti politikalarıyla yoğrulma, partinin döl yatağına düşme, mayalanma ve yeniden doğma ve böylece ‘İşçi sınıfı davası’na sonuna kadar bağlı kişilikli bir devrimci olma ve (bazılarına rağmen bunun aksini gizli veya açık yapmakta direndiyse de, artık) geldiği yere, eski mayasına, döl yatağına dönmesi de doğallığıyla birlikte diyalektiktir diyebilirim.

Sonuç:

Güzeldi!

Olumluydu!

Sosyalist sol açısından önemliydi!

TKP’li dostları hem disiplinliklerinden dolayı hem de emeklerinden dolayı kutlamak gerekiyor..

Bu yüzden bir teşekkürü hak ediyorlar!

 Not: Meraklılar ‘TKP’nin 90. yıl tezleri’ni www.tkp.org.tr’den PDF olarak okuyabilirler.

 Bu yazı 29 Kasım 2010 | Pazartesi günü Yeraltından Notlar!’  WebBlog’unda yayımlanmıştır.

Reklamlar