Posts Tagged ‘Sansür’

Devlet-i Aliye’nin gazetecileri ve basın özgürlüğü

Mart 10, 2011

Gazeteciler darbe planlıyormuş merak ediyorum günlük hayatlarını planlayabiliyorlar mı ki darbe planlasınlar? Neymiş “hükümet aleyhine yayın yaparak kaos ortamı yaratmak ve darbeye zemin hazırlamak”, kim diyor bunu bay Erdoğan kliği!

Diyor ya; “bizim iktidarımız döneminde gazetecilikten alınan mı oldu, bunlar gazetecilikten alınmadı?”

Allah! Allah, bak sen! Hükümet aleyhine yayın yapılınca kaos ortamı mı oluşuyormuş? Bu olay daha öncede yok muydu, AKP’ye ve Erdoğan efendiye gelinceye kadar görev yapan hükümetler aleyhine hiç yayın yapılmamış mı? O hükümetler aleyhine yayın yapıldığı için mi 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri olmuş? Dünyadaki diğer hükümetler aleyhinde (Almanya’da, İngiltere’de, İtalya’da, Fransa’da, Rusya ve İspanya’da) yayın yapılmıyor mu?

1955 yılında da Menderes’te döneminde ‘ileri demokrasi’ye geçeyim derken Abdülhamit döneminin içine düşmüştü…‎ Bugünün Valileri gibi AKP adına seçimlerde rüşvet dağıtanlar gibi İzmir Valisi de bu işleri yapıyormuş, öyle ki İsmet İnönü mü ne İzmir’e geldiği gün 2 Mayıs 1959 yılında da DP’lilere; “Yakın, yıkın burası komünistlerindir -gazete ve matbaalar kastediliyor.-” Yakılır, yıkılır. Zarar o gün parasıyla 129 bin liradır. ‎27 Mayıs İhtilali’nde bütün bunların hesabı da Menderes’ten, Yassıada Mahkemesi’nde sorulur. 1955 yılına kadar DP’ni ateşli bir şekilde destekleyen dönemin Vatan Gazetesi yazarı A. Emin Yalman, 27 Mayıs’ta dayanamayıp aynen şöyle diyor: ‘Allah’ın bugünü de varmış!’ Ne diyelim, darısı basın özgürlüğünden söz edipte AKP’nin kıçında demokrasi sondajı yapan diğer gazeteciklerinin ve mevcut iktidarımızın başına…

Reklamlar

WikiLeaks, neyin peşindesin olum sen?

Kasım 30, 2010

 “Piçleri merakta bırakmayı tercih ederim!”
(Julian Assange)

Julian Assange, anne-babası Vietnam Savaşı karşıtı bir gösteride tanışmış “Hacker”lıktan gazeteciliğe geçmiş bir aktivist. Şimdilik muhalif bir adam olarak tanımlayabiliriz. “Yönetişim olarak komploculuk” başlıklı bir tür manifestosunda; bilgi sızdırılması sayesinde, bilgiyi gizli tutmak sayesinde hükmünü sürdüren ve halkını temsil etmeyen yönetimlerin nasıl yıkılabileceğini anlatmış ve sitesinde ifşa ettiği gerçeklerle sanal ortamdaki aktivizmi bambaşka bir boyuta taşıyan ve de kendi deyişiyle “Radikal demokrasi”yi vaaz eden Assange, WikiLeaks web sitesiyle Dünya’nın küresel darbesini yapan biri olarak tarihe geçmiş durumda.

Günlerden Pazar’ı, Pazartesine bağlayan zaman denilen şeyin sabit durmayan bir saat diliminin içerisinde tam olarak 28 / 29 Kasım 2010 tarihleri arasında cereyan eden muhtemelen onun bunun da uluslararası komplo diyeceği bir hal alarak devam ediyor.

Başlangıçta ABD’nin başını ağrıtan WikiLeaks, Amerikan Dışişleri’nden sızdırdığı belgeleri açıklamaya başladı… Anlaşılıyor ki bu ABD ile de sınırlı kalmayacak!

Öyle ki açıklanan belgeler değişik gizlilik derecesinde olup “Top Secret!” tarzında casusluk filmlerini aratmıyor. Amerikalılar dışında yabancılar tarafından görülmesi kesinlikle yasak olan belgeler. ABD büyükelçilikleri tarafından Washington’a gönderilen belgelerin 11 bini gizli ibaresi taşırken, 9 bini yabancılar tarafından görülemez ibaresi taşıyor.

Küçük bir anekdot, sızdırılan belge sayısı 251 bin ve ilk sızdırılan belge 2002 tarihli. En çok telgraf gönderen büyükelçiliklerin başında Ankara, Bağdat, Amman, Kuveyt ve Tokyo büyükelçilikleri geliyor. Ki, Ankara’nın gönderdiği telgraf sayısı 8 bine yakın.

Şöyle ki; WikiLeaks’in olay yaratan belgeler serisinden bir diğer örnek ise 30 Aralık 2004 tarihini taşıyan, gizli ibareli ve de dönemin ABD büyükelçisi Eric Edelman’ın yazdığı belge.

Raporun en can alıcı kısmı ise Erdoğan’ı iyi tanıyan biri Amerikalılar’a onu şöyle özetliyor (bu kişi acaba Emine Erdoğan olabilir mi:) “Tayyip Allah’a inaniyor, ama Allah’a güvenmiyor…” Edelman ayrıca, Fethullah Gülen cemaatinin AKP içinde etkisinin çok büyük olduğunu o dönemin kabinedeki Gülencilerden örnek vererek gösteriyor.

Der Spiegel’in yer verdiği ABD belgelerinden devam edelim;
– Amerika, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a güvenmiyor. Muhalefet ise tam bir komedi..

– Erdoğan’ın dünyaya bakış açısı, hiç bir zaman gerçekçi olmamıştır. (Mayıs 2005)

– Erdoğan, Tanrı’nın “Allah’ın” Türkiye’yi yönetmesi için kendisini seçtiğine inanıyor ve kendisini Anadolu’nun “Volkstribun”u “Almanlar’ın Roma İmparatoru Sezar’ı tanımlamak için kullandıkları tabir” olarak görüyor.

– NATO’daki en büyük ikinci askeri güç olan Türkiye’nin başbakanı Erdoğan, çeşitli bilgileri genel olarak İslamcı gazetelerden alıyor ve kendi bakanlıklarının yaptığı araştırmalara bile gereken ilgiyi göstermiyor.

– Bu nedenlerden dolayı, istihbarat ve ordu artık bazı bilgileri kendisine iletmekten vazgeçmiş durumda.

– Kimseye pek güveni olmayan biri ve etrafında sözünden çıkmayan dar çemberden oluşmuş bir danışman grubu bulunduruyor.

– Her ne kadar atıp tutuyor ve gürlüyorsa da gücünü kaybetmekten korkuyor.

Organize işler bunlar…
30 Aralık 2004 tarihli belgenin devamında 21. Madde’de Erdoğan’ın İsviçre Bankası’nda ki hesabıyla ilgili olan iddiası Edelman tarafından ABD’ye bildiriliyor. Edelman notunda şunları söylüyor: “AKP, yolsuzlukların kökünü kazıyacağını söyleyerekten iktidara geldi. AKP’ye yakın olanların anlattığına göre, ilişkilerdeki çatışmalar ya da partinin ulusal, bölgesel ve yöresel ve bakanların yakın aile fertleri arasında ciddi çıkar ilişkisi ve çatışma olduğu söyleniyor. İki ayrı kaynaktan edindiğimiz bilgiye göre, Erdoğan’ın İsviçre bankalarında sekiz ayrı hesabı var. Oysa Erdoğan bunları oğlunun düğününde gelen hediyeler ve dört çocuğunun okul masraflarını ödeyen Türk işadamından kaynaklandığını söylüyor. Bu ise çok yüzeysel bir açıklamadır.”

Yine WikiLeaks belgeleri liboşlara kapak olacak mahiyette… 8 Haziran 2005 tarihli, ABD Büyükelçiliği’nden gönderilen bir belge var ki durum mahkemeye taşınacak gibi görünüyor. Söz konusu belge hükümette Erdoğan ile Gül arasındaki çekişmeyi konu alıyor. Hangi bakanın hangi tarikat ilişkileriyle göreve geldiğinin anlatıldığı belgede Abdulkadir Aksu hakkında çok ağır ithamlarda bulunuluyor.

Belgede Hanefi Avcı’nın Emniyet Genel Müdürlüğü Organize İşler Şube Müdürlüğü’nden alınmasını da anlatan bölümde şunlar yer alıyor: “Sami Güçlü’nün görevden alınması, Erdoğan’ın Abdullah Gül’ün etkinliğini kırma niyetinde olduğunu gösteriyor. Akşit ve Ergezen’i İçişleri Bakanı Aksu karşısında güçlü birer rakip yapar. Eker’in atanmasıyla da Erdoğan, Aksu’nun alanını daraltır. Aksu, son olarak, Erdoğan’ın amaçları doğrultusunda Hanefi Avcı’yı devreden çıkararak Erdoğan’ın isteklerini yerine getirdi. Hanefi Avcı, Emniyet Genel Müdürlüğü organize suçlarla mücadele daire başkanlığı görevini yapan Gülen cemaatinin bir mensubu olarak, AKP’nin içine kadar giden yolsuzluk soruşturmalarıyla dikkati çekmeye başlamıştı. Erdoğan bir süredir Aksu’dan, bazı milletvekillerini AKP’den uzaklaştırma çabası nedeniyle rahatsızdı. Aksu’nun Kürt ayırımcılığı, eroin ticaretine adının karışması, 20 yaşın altındaki genç kızlara düşkünlüğü ve oğlunun açıkça mafya üyeliği kabinedeki konumunu zayıflatıyordu.”

Devamla Erdoğan’ın danışmanları için “Yetersiz” ifadesi kullanılırken, Davutoğlu’na yönelik de “Olağanüstü tehlikeli” nitelemesi yapılıyor. Amerika’nın Ankara Büyükelçiliği’yle yapılan yazışmalarda, Türkiye’nin ekseninin doğuya kaymasına ilişkin endişelere yer verilirken, AKP’lilerin çoğunun İslami tarikatlara üye olduğu, Türkiye’nin İslam devleti olma yolunda ilerlediği iddia ediliyor.

“Yolsuzluk yapan bir hükümet
ve ona göz yuman bir İslamist…”
Benim çıkarttığım sonuç, WikiLeaks kadar detaylı olmasa da bütün pisliğin ve kokuların merkezini söyleyenler zaten vardı… Örneğin sosyalistler ve Marksist teorisyenler… Ayrıca Tayyip ne yapıp edip bu işin içinden çıkmak için “Bunlar ak hükümeti yıpratma çabasıdır” vb. gibi bir şeyler desin… Hazır Amerika “WikiLeaks terör örgütü sayılsın” dedikten sonra. Bu arada iktidardaki zihniyet ABD’lilerin tarif ettiği şekliyle şudur: “Yolsuzluk yapan bir hükümet ve ona göz yuman bir İslamist…”

Neyse. . Dedim ya uydurma bir gündemle her şeyi unutturma ihtimalleri de yüksek. Ya Julian Assange için bu adam Ergenekon’un dış uzantısıdır, olmadı KCK’nin arkasındaki asıl beyin adamı, o da olmadı Devrimci Karargâh Örgütü’nün lideridir diyebilirler. Neticede toplumumuz buna uygundur ve böyle bir kurgu gerçekleştirilirse Tayyip ve şürekâsı şu WikiLeaks denen şeyden sıyrılabilir… Olmadı bunlar fitnedir ve dinimizce bu tür şeylere inanılması caiz değildir de diyebilirler.

Ben seçenekleri sıraladım… Gerisi ak iktidarımıza kalmış!

Tayyip’e güveniyor ve inanıyoruz, o ki bu ülkede kıt kanaat yaşayan işçinin, emekçi ve emekliyle birlikte üniversiteli gençliğinin, yoksulların, kadınların ve çocukların ahını alarak sekiz yıl boyunca iktidar koltuğunda oturabilmiştir… Bir sekiz yıl daha neden oturmasın? Bu kudret kendisin de mevcuttur!

Şimdi oldukları gibi görünebilirler… İkiyüzlü, riyakâr, inkârcı ve iftiracı…

Tanrı bile bunlarla baş edemiyor kaldı WikiLeaks!

Not: WikiLeaks sitesini ilk engelleyen ülke İran’la ilgili fantezileri olan Suudi Arabistan oldu, ardından da Suriye, Çin… Geriside gelir artık, sansürleyen sansürleyene bari şu sansür furyası buralara gelmeden filmi gişe rekorlarını kıracak ve kitabı olsa bir gün içerisinde “Bestseller” olabilecek WikiLeaks belgelerini yayımlamaya devam etse de belgeleri yalnızca yayınlayanların kendisi okumasa…

Not 2: WikiLeaks’a nasıl ulaşılacağına dair önemli bir bilgiyi atlamışım, elbette WikiLeaks’in Türkiye’de de engellenmesinden kaygılanlar ve İngilizcesine güvenenler, WikiLeaks belgelerine ulaşmak için (link yazıldığı gibidir) http://wikileaks.org/’ linkini tıklayabilirler.