Posts Tagged ‘İktidar’

Ampulleri koruma teşkilatının şeflerine

Kasım 9, 2011
“Görüyor musunuz,
köpeğin kendisini döven eli nasıl yaladığını?!”
(Mayakovski)

Yanılmıyorsam ve aklımda kaldığı kadarıyla İhsan Eliaçık bugün twitter’da şöyle bir şey yazmıştı: “Özgürlük ortamından neden dini(cemaatçi) gruplar yararlanıyor da, BDP’liler, ulusalcı çevreler yararlanamıyor? Ve bu çevrelerle birlikte neden BDP’liler şuan 28 Şubat’ı yaşıyor?”

Yerinde bir soru, zira Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu’nu, onlarca başka insanla birlikte tutukladılar. Tıpkı diğerleri gibi…

Onlarda Ergenekon, Devrimci Karargâh ve KCK gibi AKP iktidarının yaratmış olduğu suni (yapay) derin bir komployla karşı karşıyalar.

Ve kendi görüşlerine (ideolojilerine, değerlerine, kültürlerine) yakın en yakın yere KCK olayına monte edilmeye çalışıyorlar. Keza olsa bile, insanların istediği yere (partiye, derneğe vb. gibi) kurumlara, demokratik örgütlere sempati duyması suç mudur?

Suç ise, AKP iktidarından beslenmeye çalışan, hokkabaz, şarlatan, demagoji üzerinden kendini birer gazeteci edasıyla ağırdan alan sözde gazetecilerin, sığırların sırtlarına yapışmış keneler gibi ağızlarının kenarından akan pis salyalarla beslendiği yere yaranmak adına karşıt görüşlü herkesi tu-kaka göstermesini, başkalarının özgürlük alanını daraltmaya yönelik küçük burjuva ayak oyunlarını nereye koyacağız?

Devlet imkânından gelen güç ve kudretle ötekinin özgürlük alanına abanmak nedir?

Her sıkıştığında “milletin iradesine saygı duyun” cümlesine sığınıp, reformlardan söz eden Ankara’da her gün takım elbise değiştiren zihniyettin bilmesi gereken ise terörü bitireceğiz diyerek terörden beslenen asıl kişilerin kendileri olduğu gerçekliğidir, İşçilerin Birliği‘nden ve Halkların Kardeşliği vurgusunu önemseyen ve bunu temel alanlar dışında bir yandan da Kütleri, sivilleri, devrimcileri, aydınları, siyasetçileri ve sol sosyalist güçleri içeri alarak sindirmeye çalışmak tamamen aymazlık ve aptallıktır.

Hiçbir demokrasi bunu kabul etmez, ediyorsa da o demokrasi anlayışının ahlakı yoktur. Bu ülkede AKP iktidarını eleştirmenin, muhalefet etmenin bedeli yakın durduğunuz her ne varsa ve neresiyse, legal – illegal örgütlere kurum ve kuruluşlarla birlikte anılmaksa cezasını bilelim.

Bilelim ki, yarın – bugün birilerimiz Ergenekoncu, birimiz KCK’li, diğerimizse Devrimci Karargâh örgütü üyesi olmakla suçlanacaksak, şimdiden savunmalarımızı hazırlayalım!

Tayyip Erdoğan’ın 10 yıllık diktatörlüğünü dillendirmeyen, emperyalizmin barbarlığından söz edemeyen, TV’lerde ona buna “yamyam”, “diktatör” diyerek iktidardan puan toplarım, gündeminde başına otururum diyen zırtapoz ve korkak takımının Kürtlerin ve diğer azınlıkların haklarından dem vurup, öte yandan da demokrasileri, özgürlükleri savunduğunu sözde söyleyen aymazların bilmesi gereken tek şeyse bütün bu olup bitenler karşısında sessizliklerini koruyarak bizden – bizler gibi düşünenlerden lütfen taraf olmasınlar / olmamalıdırlar.

Sadece AKP iktidarı değil yeryüzünde ki bütün iktidarların anlaması gereken şey, şiddet yöntemleri kullanan silahlı bir muhalefet olabileceği gibi, barışçı siyasi yolları kullanan bir muhalefet olacağı gerçekliğini de artık kabul etmeleri gerekiyor, bilinir ki iktidarın olduğu her yerde mutlak bir direnç vardır. Bu bunun doğasıdır. Devletin sopasını elinde tutup, her canın istediği yere ve önüne gelenin kafasına vurulamayacağını öğrenmeleri gerekiyor.

Malum her şeyin altında ilada bir örgüt arayan saplantılı koruma teşkilatının üyeleri bilsin istiyorum.

Reklamlar

Tıkırrr, tıkır…

Ocak 12, 2010

2010 yılına sonuna girdik değişen hiç bi’bok yok, istikrarsızlığı ülkenin diplerde hatta çok aşağılarda. İktidar işi gücü bırakmış “Kurumlar çatışmıyor” mesajı veriyor boyalı kutularından, saçma sapan birkaç danışman – stratejinin stratejisiz uzmanları açıklama yapıyor; “Kaygan zemindeyiz”, bir toz duman havası illa da çizilecek ya. Hep bir kuşku duyulacak işte.

Paranoyanın çekingen ipuçları
Zamanın bu saatten sonra üzerinize bocalanıyormuş hissi veren bu ülkede yaşamak artık cidden tat vermiyor, çivisini çıkarttılar el birliğiyle ülkenin. Askeri – Sivili – İlahiyatçısı – Sanatçısı aynı teraneden bol bol pudralanmış yüzleriyle emir veriyorlar: “Şöyle yapmayın, böyle yapın bu makbuldür” derken bile inanın yüzlerinde artık o eski mimikler bile yok. Neticede yıllarca bizleri o mimiklerle kandırmamışlar mıydı ve o yüzden sağıtılmamış mıydık?

Rahat adam sıfatıyla karşısındakileri salak yerine koymayı çok sever zaten bu ülkenin siyasetçileri, askeri, gazetecisi ve bilumum sokaktaki esnafı, sağıtılmamıza biraz da onlar el birliğiyle yardımcı olmuşlar mıydı?

E eldeki materyal Başbakan olunca ve onun bitmek bilmez duyguları, tripleri kötüye çalan ne kadar zırvalığı ve saçmalığı varsa bizim toplumumuz ondan mutlaka kendine bi’şey yontacak. Yonttular da!

Örneğin ülkeye istikrar geldi, demokrasinin merkezindeyiz ve her şey yolunda gidiyor diye bunu kanıtlama çabası içine girdi iş dünyasının patronları, öyle ki o kodamanlarımıza artık reklâm çektiriliyor: “Tıkırrr, tıkır…”

Bu reklâmla artık çakıldı köklerimiz ülkenin her bir yerine, sabah oluyor, uyanıyorsun en derin acılarınla… Netice de tıkır tıkır işliyor düzen.

Yine de “Tıkır işleyen bir çarka çomak sokmak” istiyor insan, içine edeyim çarkınıza da, düzeninize de, şavşatalı yaşamınıza da olmayan ama varmış gibi gösterdiğiniz ahlakınıza da.

Bu ülkenin bütün aşağılık siyasi komplekslerine Süpermen’i aratmayacak şekilde direnen TEKEL işçilerini soğukta, yağmurda, çamurda “Provokasyon olacak” diye suya döken, tehdit eden, ellerindeki gazı böcek ilacı sıkar gibi insanların üstüne sıkan bilumum polis zevatına, onların amirlerine, bakanlarına, milletvekillerine ve tüm o suya dökülen, gazlanan adamların – kadınların ahlarıyla, okudukları bedualar diliyorum.

Neyse gitmeden şunu da söyleyeyim, her şeye zam yapan fahiş fiyat uygulayıcısı fahişenin torunlarını da buna katmak istiyorum.

E ne yaparsınız tutma ihtimalli pek yok ama metafizikten medet ummak bazen yersiz değildir…