Posts Tagged ‘Devlet’

‘Özgürlükçüler’ iyi bilir

Kasım 25, 2011

Çıldırmış ve akıl almaz bir toplumun durumu yaşanıyor bu ülkede, başını da Erdoğan çekiyor. “Özür dileyeceğim, özür dile, özür diliyorum”lar havada uçuşuyor. Kendi pisliklerinin üzerini bazen örtüp, bazen de utanmadan ayyuka çıkararak pişkince bağırıyorlar koro halinde, özgürlükçü kesilmiyorlar mı, “Demokrasi” gibi bitiyorum artık bende bu cümleye.

Öyle ya önceden hazırlanmış ve direktif verilmiş kameralar karşısına çıkıp TV’lerden Necip Fazıl üstadını kaynak gösterip işe biraz da din karıştırmak kolay. Erdoğan’ın Dersim Katliamı nedeniyle devlet adına özür dilemesinin samimiyetine inanarak, bu da bir adım deyip sevinmeden önce hatırlanması gereken tarihsel gerçekler de yok değil mi, sizce?

Erdoğan, konuşmasında katliamın sorumlusu olarak CHP’yi gösteriyor, Kılıçdaroğlu’nu da özür dilemeye davet ediyor. Oysa AKP’nin sürekli “Bizim geleneğimiz” olarak sahiplendiği Demokrat Parti’nin kurucusu Celal Bayar olan bitenlerde en üst düzey sorumluluk sahibi ve Dersim Katliamı yıllarında başvekillik görevinde değil midir ki, Erdoğan CHP’ye salt yıkarak böbürleniyor bu işi?

Dersim hakkında bilmediğimiz şeyleri mi açıkladı şimdi Erdoğan? Evet, başkaları için belki olabilir ama açıkçası Erdoğan’ın söylediği şeylerin de çoğunu biliyoruz zaten biz. (Bakınız yıllardır bunun mücadelesini veren ve belki de Dersim Jenosidi üzerine en kapsamlı site: dersim.biz)

Peki, ya “Demokrasi kahramanı” ilan ettikleri Adnan Menderes’i nereye yerleştirecek Erdoğan Dersim üzerinden siyaset yaparken? O da 1931 yılından itibaren CHP milletvekili değil miydi? Yani Erdoğan’ın özür dilediği bir katliam varsa ortada, bunda kendi gelenekleri de birinci dereceden pay sahibi idi ve ne o dönem, ne de sonrasında bu gelenekçi muhafazakâr takım, Dersim konusunda özür dilemek bir yana, yöre halkına karşı hep husumet beslemedi mi?

Erdoğan çok mu seviyor Dersimlileri?

Örneğin Erdoğan döneminde, “Cemevleri cümbüş evleridir” ya da belediye başkanlığı döneminde yıktırmaya çalıştığı ama beceremediği Karacaahmet Cemevi için, iktidara geldikten iki yıl sonra “Karacaahmet Cemevini yıktıramamak içimde halen uhdedir” sözünü bu 10 yıllık tarihin neresine koyacaksınız?

Sonra diğer bir örnek: Sivas Katliamı öyle ki Erdoğan’ın Dersim Katliamı özrünü düşünürken, son senelerde de Sivas Katliamı üzerine anmaların yasaklanması ve katliam sorumlularının saklanarak, cezalandırılmaması ya. Kaldı ki, AKP’nin katliamla somut bağını ortaya koyan ve katliamın sanıklarını savunan avukatlarının kendilerine AKP’de yer bulmuş olmasıysa bir hayli düşündürücü işte.

Ve/ya da işine geldikçe siyaset yapacağım diye ortalığa düşüp “Özür diliyorum” diyen birisinin “KCK operasyonlarını destekliyorum” demesini nereye koyuyorsanız bende Erdoğan’ın devlet olarak “Dersim için özür dilemesini” oraya koyuyorum.

Son olarak
Bugün devletin bütün imkânlarını kullanıp, Dersim üzerinden siyaset yapan Erdoğan’ın Seyid Rıza’nın idam edilmeden önce idamcılarına karşı kullandığı o meşhur sözünü kullanıp “Evladı Kerbelayız. Günahtır, ayıptır, zülümdür, cinayettir”, sözünü demagoji yaparak süslediği bu konuşmasını hakikaten gülünç bulduğumu da söylemek istiyorum.

İtiraf ediyorum: hiçbir inandırıcılığı yok, samimiyetten de çok uzak. Böyle olmadığını kanıtlamak istiyorsa Erdoğan hazır bugünlerde de hümanist kesildi başımıza, her yerde sık sık kullandığı Arap İslam’i geleneğinden söz ediyorsa (ki Arapların Türkiye’deki ahlak zabıtası konumundadır kendisi) ve de bunlarla da çelişmemek istiyorsa, çok sevdiğini iddia ettiği Peygamberi için 800 yıl önce Irak’ta gerçekleşen Kerbela Katliamı içinde, mensup olduğu din adına özür dilesin de olsun bitsin! Biz de inanalım bay başbakanın samimiyetliğine, öyle değil mi?

Öyle ya bu biraz zor işte, güçlü olan tarafa oynamayı tercih edenler çoğaldılar çünkü günümüzde. Nihayetinde bunu ‘Özgürlükçüler’ iyi bilir!

Bilgi: Ece Temelkuran bugün ki yazısında şöyle rakamsal bir veri vermiş özgürlükler bazında. Diyor ki, “2005’te terör suçu gerekçesiyle tutuklanan insan sayısı 273 iken ne oldu da bu sayı 2010’da 12.897’ye çıktı. Bu ülkede aniden hudayinabit gibi terörist mi yetişmeye başladı? Sorun onlara… Dünyada terör gerekçesiyle tutuklu bulunan insan sayısı toplam 35.117. Türkiye’de aynı gerekçeyle tutuklu olan insan sayısı 12.897! Eğer bir ülke tutuklu gazeteci sayısında dünya lideri olmuşsa, Rusya ve Çin’i bile geçmişse, sorun bakalım, korku sırasının onlara da gelmeyeceğinden nasıl bu kadar emin oluyorlar?” Ne diyelim, bunun içinde bir “Özür” bekliyoruz Erdoğan’dan, diler mi sizce?

Ampulleri koruma teşkilatının şeflerine

Kasım 9, 2011
“Görüyor musunuz,
köpeğin kendisini döven eli nasıl yaladığını?!”
(Mayakovski)

Yanılmıyorsam ve aklımda kaldığı kadarıyla İhsan Eliaçık bugün twitter’da şöyle bir şey yazmıştı: “Özgürlük ortamından neden dini(cemaatçi) gruplar yararlanıyor da, BDP’liler, ulusalcı çevreler yararlanamıyor? Ve bu çevrelerle birlikte neden BDP’liler şuan 28 Şubat’ı yaşıyor?”

Yerinde bir soru, zira Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu’nu, onlarca başka insanla birlikte tutukladılar. Tıpkı diğerleri gibi…

Onlarda Ergenekon, Devrimci Karargâh ve KCK gibi AKP iktidarının yaratmış olduğu suni (yapay) derin bir komployla karşı karşıyalar.

Ve kendi görüşlerine (ideolojilerine, değerlerine, kültürlerine) yakın en yakın yere KCK olayına monte edilmeye çalışıyorlar. Keza olsa bile, insanların istediği yere (partiye, derneğe vb. gibi) kurumlara, demokratik örgütlere sempati duyması suç mudur?

Suç ise, AKP iktidarından beslenmeye çalışan, hokkabaz, şarlatan, demagoji üzerinden kendini birer gazeteci edasıyla ağırdan alan sözde gazetecilerin, sığırların sırtlarına yapışmış keneler gibi ağızlarının kenarından akan pis salyalarla beslendiği yere yaranmak adına karşıt görüşlü herkesi tu-kaka göstermesini, başkalarının özgürlük alanını daraltmaya yönelik küçük burjuva ayak oyunlarını nereye koyacağız?

Devlet imkânından gelen güç ve kudretle ötekinin özgürlük alanına abanmak nedir?

Her sıkıştığında “milletin iradesine saygı duyun” cümlesine sığınıp, reformlardan söz eden Ankara’da her gün takım elbise değiştiren zihniyettin bilmesi gereken ise terörü bitireceğiz diyerek terörden beslenen asıl kişilerin kendileri olduğu gerçekliğidir, İşçilerin Birliği‘nden ve Halkların Kardeşliği vurgusunu önemseyen ve bunu temel alanlar dışında bir yandan da Kütleri, sivilleri, devrimcileri, aydınları, siyasetçileri ve sol sosyalist güçleri içeri alarak sindirmeye çalışmak tamamen aymazlık ve aptallıktır.

Hiçbir demokrasi bunu kabul etmez, ediyorsa da o demokrasi anlayışının ahlakı yoktur. Bu ülkede AKP iktidarını eleştirmenin, muhalefet etmenin bedeli yakın durduğunuz her ne varsa ve neresiyse, legal – illegal örgütlere kurum ve kuruluşlarla birlikte anılmaksa cezasını bilelim.

Bilelim ki, yarın – bugün birilerimiz Ergenekoncu, birimiz KCK’li, diğerimizse Devrimci Karargâh örgütü üyesi olmakla suçlanacaksak, şimdiden savunmalarımızı hazırlayalım!

Tayyip Erdoğan’ın 10 yıllık diktatörlüğünü dillendirmeyen, emperyalizmin barbarlığından söz edemeyen, TV’lerde ona buna “yamyam”, “diktatör” diyerek iktidardan puan toplarım, gündeminde başına otururum diyen zırtapoz ve korkak takımının Kürtlerin ve diğer azınlıkların haklarından dem vurup, öte yandan da demokrasileri, özgürlükleri savunduğunu sözde söyleyen aymazların bilmesi gereken tek şeyse bütün bu olup bitenler karşısında sessizliklerini koruyarak bizden – bizler gibi düşünenlerden lütfen taraf olmasınlar / olmamalıdırlar.

Sadece AKP iktidarı değil yeryüzünde ki bütün iktidarların anlaması gereken şey, şiddet yöntemleri kullanan silahlı bir muhalefet olabileceği gibi, barışçı siyasi yolları kullanan bir muhalefet olacağı gerçekliğini de artık kabul etmeleri gerekiyor, bilinir ki iktidarın olduğu her yerde mutlak bir direnç vardır. Bu bunun doğasıdır. Devletin sopasını elinde tutup, her canın istediği yere ve önüne gelenin kafasına vurulamayacağını öğrenmeleri gerekiyor.

Malum her şeyin altında ilada bir örgüt arayan saplantılı koruma teşkilatının üyeleri bilsin istiyorum.